Köy halkının kökeni Orta Asya’dan gelen Manavlar ( Maraplar ) olup, tarımla uğraşmaya başlamışlar ve manavlık yapmışlardır. Haçlı seferleri sırasında Rumlar burayı tekrar işgal etmiş ve köyün yerlileri Konya’ya göç etmiştir. Konya’da 80 yıl yaşamışlardır. 1855 depreminde başlayan kolera salgınında, günde 2-3 kişi gömülmüş ve birçok insan ölmüştür. Köyün ilk kurulduğu yer, köyün 500 metre aşağısındadır ve Orhangazi buraya cami yaptırmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında köy işgale uğramış, çok sayıda şehit verilmiştir. I. Dünya Savaşı’na 120 kişi gitmiş ve sadece 20 kişi dönmüştür. En büyük arazi burası olduğu için ilk köy buraya kurulmuştur. Gök Bayrak Cemal Bey çetesi, burayı haraca bağlamıştır. Ayrıca, Sölöz’ deki höyüklerde yapılan yüzey araştırmalarında, bölgemizin tarihin en eski devirlerinden bu yana önemli bir yerleşim alanı olduğu anlaşılmaktadır.
A. Kansu’nun araştırmalarına göre, Sölöz köyünde tarih öncesi bir yerleşim bulunmuştur ve Roma döneminde de bir yerleşim alanı mevcut olmuştur. Sölöz’ün adını aldığı olayla ilgili olarak Şarl Teksiyer’in “Küçük Asya” adlı kitabında şöyle bahsedilmektedir: Romalı bir saray görevlisi olan These, dostu Solais’in ümitsiz bir ask sonucunda kendisini Sölöz yakınlarındaki bir dereye atarak öldürmesinin ardından, bölgede bir yerleşim yeri kurdurur. Bu kente ise Pythopolis adı verilmiştir.
Sölöz’ün, antik dönemde Kios (Gemlik) ve Nicia (İznik) kentleri arasındaki işlek bir yol üzerinde bulunması, önemini artırmıştır. Osmanlı döneminde de bu yolun önemini sürdürmesi nedeniyle Sölöz, önemli bir yerleşim alanı olmayı devam ettirmiştir. Bursa şeri sicillerindeki araştırmalarımızda, Sölöz köyünün XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar İznik’e bağlı olduğunu ve XVIII. yüzyılda köyde gayrimüslim ailelerin bulunduğunu belirledik. Ayrıca, 927-974 hicri (1521-1566 miladi) tarihlerinde Orhangazi muhasebe defterinde, Sölöz köyünde Orhanbey’in bir mescidi ile bir zaviyesi bulunduğu ve bu vakıflara bir çiftlik vakfedildiği yazılıdır.